Mart 23

BÖLGELERE GÖRE TRAVESTiLER

Bu sitedeki Yazılar tamamen günceldir, haftada 2 yazı yazılmaktadır, alt bölümlerden yazılarımızı okuya bilirsiniz üstteki 3 yazı sabittir, sabit haberden sonra güncel yazılarımızı okuya bilirsiniz saygılar. 

Gerçek travesti adresleri alttaki bölgelere tıklayarak istediğiniz bölgeden arkadaşlık kurabilirsiniz.

Tüm şehirler

İstanbul-Avrupa Yakası travesti İstanbul-Anadolu Yakası travesti Ankara travesti İzmir travesti Antalya travesti Bursa travesti Mersin travesti Adana travesti Malatya travesti Sivas travesti Elazığ travesti Manisa travesti Şanlıurfa travesti Sakarya travesti Adapazarı travesti Tekirdağ travesti Ordu travesti Diyarbakır travesti Fethiye travesti Isparta travesti Didim travesti Konya travesti Gebze travesti Uşak travesti Trabzon travesti Samsun travesti Kuşadası travesti Bolu travesti Bodrum travesti Balıkesir travesti Van travesti Kayseri travesti Kocaeli travesti izimt travesti Alanya travesti Hatay travesti iskenderun travesti Marmaris travesti Kütahya travesti Kahramanmaraş travesti Eskişehir travesti Denizli travesti Aydın travesti Gaziantep travesti Kıbrıs travesti

Diğer şehirler: gercek modeller bu sitede, alttaki şehirlerdeki modelleri görmek için tıklayınız. Eğer bulunduğunuz bölgede henüz model yoksa zaman içerisinde olabilir, ileriki zamanlarda tekrar tıklayınız
Adıyaman | Afyon | Ağrı | Amasya | Artvin | Bilecik | Bingöl | Bitlis | Burdur | Çanakkale | Çankırı | Çorum | Edirne | Erzincan | Erzurum | Giresun | Gümüşhane | HakkariKars | Kastamonu | Kırklareli | Kırşehir | Mardin | Muğla | Muş | Nevşehir | Niğde | Rize | Siirt | Sinop | Tokat | Tunceli | Yozgat | Zonguldak | Aksaray | Bayburt |Karaman | Kırıkkale | Batman | Şırnak | Bartın | Ardahan | Iğdır | Yalova | Karabük | Kilis | Osmaniye | Düzce | Kemer | Kaş | Side | İtalya – Italy | United Kingdom – İngiltere | Northern Iraq Shemale | Germany – Almanya | France – Fransa
Bu site tamamen arz ve talebe göre hazırlanmış olup gerçek trans, trv bireylerin model oduğu ve aynı zamanda normal üyeliğinde olduğu bir sitedir. üst bölümdeki şehirler aracılığı ile linklere tıklayarak arkadaş edineceğiniz modelleri bulabilirsiniz. site kuralları gereği yaşınız tutmuyorsa litfen siteyi terk ediniz. Sitemizin diğer kurallrı ise şöyle;
içeride kesinlikle müstehcen yazı ve resim yüklemek kesinlikle yasaktır, sitemiz tamamen arkadaşlık sitesi olup, kötü amaçlı kullanımlar tespit edildiğinde üyelik iptal edilir, sitemiz paylaşım ve arkadaşlık sitesidir.
Ekim 18

Benim Asla anlam veremediğim şey Kayıp çocuklar

Benim yıllardan beri anlam veremediğim en büyük sıkıntılardan birisi şu:

Bir travesti olarak insanları bilgilendirmek istedim. Her gün bir yerlerde karşılaştığımız dilenci, mendilci çocuklar, işte o çocukların gerçek sahipleri kim.

Eğer Başbakan olsam ilk yapacağım hizmetleri sıralayayım.

1. Dilenci çocuklara çözüm bulmak ve o çocukların gerçek sahiplerine kavuşturmak

2. İstanbul trafiğine çözüm bulmak :) )

Diğerlerini saymadan asıl meseleye geri döneyim. Hiç bir zaman anlam verememişimdir o çocukların nasıl olur da dilenmeye teşvik edildiğine. Başbakanın yerinde olsam o çocukları öncelikle hiçbir basın organına haber vermeden, tüm vilayetteki sorumlularla bir toplantı tertipleyip, gizlice ve günlerce o çocukları toplatıp, güvenli bir yerde toplanana kadar ve toplanan çocukları sorgulayıp diğer dilendirilen çocuklara ulaşılıncaya kadar toplatmaya devam ederim. Tüm şehirlerde toplanan o çocukları sonra İstanbul yada Ankara gibi bir merkezde, hepsini bir araya getiririm. Tümünü kodlarım ve DNA testine tabi tutar sonrada DNA’sı tutan kişileri, bir daha kesinlikle dilen-dirilmemek üzere ailelerine koşullu teslim ederim.Test sonuçları tutmayan yani kendi çocuğu olmayan aileleri sorgularım ve çocuğu nereden aldığını doğrulayacak şekilde konuştururum.Daha sonra tüm ,Türkiye’ye haber verip Kayıp çocukları olanlar gelsin diyerek Bir otelde yada tesis de en iyi şekilde ağırlarım. Birkaç gün de çocukları tek tek görsün, teşhis etsin ve kendi çocuğu olduğunu iddia edenlere de DNA testi uygulatıp kendi çocuğu olduğunu kanıtladıktan sonra gerçek sahibine teslim ederim. Yaparım yada ederim derken, gerekli mercilere yaptırırım demek istiyorum :) ).

Her neyse Türkiye’de o kadar çok kayıp çocuk var ki  belki de bu kayıp çocukların bir çoğu bu dilencilerin elinde. Gerçekten o çocuk kendilerinin olsa asla dinlendirebileceğine inanmıyorum, hiç bir insan kendi canından olan bir çocuğa o zulmü yapmaz, bence kesinlikle araştırılmalı. Van da Kaybolan Nehir ölü bulundu ve hemde babasının daha önce defalarca baktığı ama göremediği yerde. Olay bu kadar yaygara yapılınca Kimbilir belki de kaçıran kişi başım belaya girmesin diye Nehir kızımızı öldürüp oraya bıraktı. Neden buna gerçek bir çözüm bulunmuyor anlam veremiyorum. Gerçi travestilerin bir çoğu da kayıp çocuklar arasında, Bunlardan biride bendim.Yani travesti İclal; 20 yıl kadar kayıptım ve 20 yıldan sonra ailemi aradım, travesti olduğumu söyledim,korkularım vardı o yüzden ailemde hep kaçmıştım ve sonraları geç te olsa, ben ne yapıyorum değer mi? şu kısacık ömürde ailemi sonsuza dek kaybetmeye diyerek Annemi aradım ve uzun süre telefonda ağladım ve kendimi toparlayıp travesti olduğumu anlattım. Annem sağ olduğuma çok sevindi ve gerisinin önemli olmadığını söyledi ve benimle görüşmek istedi. Şimdilerde çok mutluyum ve tüm ailemle görüşüyorum şükürler olsun. Allah herkesi ailesine kavuştursun diyerek yazımı sonlandırıyorum.

Bu yazımı herkes kopyalayıp sitesinde yayınlayabilir böylelikle belki bu duruma bir çözüm getirilmesine katkıda bulunabilir saygılar iCLAL.

Ağustos 6

Bir Travesti, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı!

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Ankara’da yaşayan travesti T.T. adlı seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. İki ayrı mahkeme, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle örtüşmediği, olayın gerçekleştiğinin sabit olmadığı, rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için kararı bozdu. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsiyet kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

’Rahatsız etmek ne demek?’

Ankara’da seks işçisi olarak çalışan T.T. adlı trans bireye geçen 24 ve 25 Nisan tarihinde polis tarafından iki ayrı para cezası kesildi. Polis, T.T. hakkında Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “rahatsız etme” suçundan işlem yaptı. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, karara itiraz etti. Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Recep Kınalı, 91 TL’lik para cezasının “mahallede oturduğu belirtilen meçhul kişilerin telefonla ihbar etmesi” üzerine verildiğini kaydederek, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle travesti örtüşmediği gibi, olayın gerçekleştiğinin de sabit olmadığı” gerekçesiyle 1 Temmuz’da kararı iptal etti.
T.T.’nin 25 Nisan’da aldığı ikinci para cezası da, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Zeka Kayalı’ndan döndü. Hakim Kayalı, 30 Mayıs’ta verdiği kararında, “rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için bu cezayı iptal etti.

‘Sistematik saldırı’

İki cezanın iptal edilmesi üzerine Avukat Ahmet Toköz, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Toköz’ün dilekçesinde; polislerin birçok kez yaşanıldığı üzere T.T.’ye cinsel kimliğinin suç olduğu kabulüyle hareket ederek, ceza verdiğini, adeta cinsel kimliğin cezalandırıldığını ve müvekkiline ayrımcılık uygulandığını savundu. Bu ceza uygulandıktan sonra T.T.’nin gözaltına alındığını kaydeden Toköz, “Polis müvekkili haksız travesti olarak durdurmakla kalmamış idari yaptırım kararını uygulamak için polis merkezine götürmüş ve haksız gözaltı işlemi uygulayarak özgürlüğünü de kısıtlamışlardır” dedi. Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin sık sık trans bireylere karşı fuhuş yaptıkları iddiasıyla ceza kestiğini hatırlatan Toköz, “kimsenin fuhuş yapma eyleminden ötürü cezalandırılamayacağını” kaydetti. Bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiğini vurgulayan Toköz, “Bu memurlar eylemlerini birçok kere tekrarlamıştır. Ülkede özgür bir birey olarak yaşama hakkına sahip olan müvekkil, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığını ve güvenliğinin kamu gücünü kullananlar tarafından tehlikede olduğunu düşünür ve çözüm üretemez hale gelmiştir” dedi.

Category: Genel, travesti
Mart 30

Özü sözü bir olmak

İnsanın en değerli varlığı dürüstlüğüdür. Onu bir kere kaybederseniz mumla arasanız bulamazsınız. İşinde, ölçüsünde dürüst olmak bir erdemdir. İyi insanların mayası işte bu olgu ile mayalanmıştır. Sen dürüst olduğun süreci karşında sana saygı duymayacak kimse olamaz.

Peki nedir bu yalan dolan merakı insanlarda, kazanılan üç beş kuruş fazla para ya da şan şöhret için değişilebilir mi dürüstlük, Özü sözü bir olmak insanın manevi sorumluluğu değil midir? Dürüstlük,iki yüzlü olmamak demektir.Birinin kendisi için bir yüz,başkaları için başka yüz takınıp,sonunda hangisinin gerçek olduğu konusunda dehşete düşmesi ne kötüdür.Dürüstlük tehlikeye atıldığında,kişi kendini tehlikeye atmış demektir. İtibarın dürüstlük olduğunu sananlar kadar, zavallıdır  başı her sıkıştığında yalana başvuranlar ve söylenen her yalan gün gelir vurulur insanın yüzüne bir tokat gibi.

Ben travesti İclal olarak arkadaşlarım arasında her zaman dürüst kişiliğimle öne çıkmak, kimseyi kırmamak üzerine bir düstur edinmişimdir kendime. Bu huyumu bilen yakın dostlarım sır ortağı olarak bilirler beni, İstanbul travestileri gibi daha önce yaşadığım Ankara, Bursa travestilerinden de bu huyum ile çok övgü almışımdır. Oysa ben övülmek ya da sevilmek için değil sadece kendim için dürüst olmayı tercih ediyorum. İnsanın kendine verdiği sözü tutmasından daha güzel bir şey olamaz. Ben kendime iyi insan olma konusunda bir söz verdim ve başıma ne gelirse gelsin servetim elimden gidecek olsa bile dürüstlükten taviz vermez. Yalancı insanlara bir bakın onlar her zaman başkalarını kandırdıklarını sanarak mutlu olurken aslında sadece kendilerini kandırdıklarını çok geç anlarlar.

Bu dünyada herkes bazen bir yanlışın içine düşebilir önemli olan hataların fark edildiği anda terk edilmesidir. Bu hataları şahsi menfaat uğruna sürdürenler ve ne pahasına olursa olsun özü sözü bir olanlar dünya hayatı bittiğinde sınav kağıdını teslim etmek zorunda kalacaklarını ve herkesin sınav kağıdının bu dünyada yaptıkları ile dolacağını bilmeliler. Götüreceğimiz sadece sevap ve günahlarımız olacağına göre kesenin hep bir yanını doldurmak iyilik kısmını boş tutmak yararımıza olmayacaktır.

Beni dürüst buldukları için benimle dost olmaya can atanlar, dürüstlük para ile pul ile satın alınmaz. Hepimizin içinde gizlenmiş bir iyi insan vardır. Siz de vakit kaybetmeden içinizdeki iyiliğe seslenin.Hoşcakalın.

Mart 27

Takıntılarımız

Hepimiz bazen takıntılı hallere gireriz. Aslında bazen benim de başıma geliyor bu durum, mesela evden çıkarken acaba ocağın altını kapattım mı? Diye çok dönmüşümdür yarı yoldan. İnsanların yaptığı işi doğru yapıp yapmadığını defalarca kontrol etmesi hatta kapıyı açık unutma korkusu ile kapının önünde nöbet tutması gibi durumlar ise bir hastalığın belirtisidir. Obsesif Kompulsif bozukluk kısaca biz buna takıntılı olma durumu diyoruz. Bu hastalık başka şekillerde ortaya çıkabilir. Defalarca elini yıkadığı halde hala pis olduğunu düşünenler, ev temizliğinde işi abartıp, çamaşır suyu bağımlısı olanlar ve yemek masasında tabakların bile aynı hizada durması gerektiğini düşünenler korkarım siz hastasınız ve farkında bile değilsiniz.

Bu hastalığın pençesinde olan kişilerin elinden hiçbir iş çkmaz çünkü yaptığı işi acaba eksik bir şey var mı korkusu ile bir türlü bitirip teslim edemezler. Mutlaka sizin etrafınızda bu hastalığa yakalanmış insanlar mevcuttur. Benim çevrem ise bunlarla çevrili desem yeridir. Bekar ve eğitimli erkeklerin daha fazla yakalandığı bu hastalığın bilinen bir ilaç tedavisi yok ama telkin yoluyla rahatsızlıktan kurtulmak mümkün. İstanbul travestilerinden Banu, titizlik hastalığına yakalandğından beri evine gidip bir bardak çay içmişliğim yok. Siz çay içtikçe mutfağa koşup bardağınızı yıkıyor. Kalktığınız yeri hemen düzeltiyor. Daha siz masadan kalkmadan o temizliğe başlıyor. Maalesef bu hastalığa yakalanan insanlarla birlikte yaşamak, onları idare etmek hiç kolay değil. Bursa travestilerinden Sanat’ta, çok sıkıntılı bir döneminde bu rahatsızlığa yakalandı ve uzun süren bir terapi sayesinde çok şükür kurtuldu. O dönemlerde ona destek olmak için çok çabaladım ama sonuç almak için doktor tedavisi gerektiğinden benim çabalarım bir işe yaramadı. Siz şimdi bu yazıyı tekrara tekrar okuma isteği duyuyorsanız acaba anlamadığım yer kaldı mı diye soruyorsanız eyvah siz de takıntılısınız.

Takıntı hastalığının neden kaynaklandığı henüz tam olarak bilinmese de ağır depresyonlar ya da fiziksel rahatsızlıklar sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor. Örneğin, ortamdan bulaşan bir salgın hastalık geçirmişseniz titizlik hastası olmanız normal karşılanıyor. Başınıza açık unuttuğunuz bir kapı ya da ocak yüzünden bir kaza gelmişse evden çıkmadan önce defalarca kontrol etmenizde normal, fakat birden bire bu rahatsızlık sizi esir almışsa işte orada mutlaka geçmişten kaynaklanan bir sorun olabilir vakit kaybetmeden tedavi olmanızda fayda var. Takmayın kafanıza iki günlük dünyayı ve keyfiniz bakın. Hayat takılacak kadar uzun sürmüyor. Hoşcakalın.

Mart 23

Sosyal medyaya dikkat!

Almanya’da bir üniversite tarafından yapılan bir araştırma sosyal medyada fazla gezinen kişilerin, bunalıma girme olasılığın daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmış. Facebookta  gezerken başkalarının hayatlarını gören ve bu hayatı kendi yaşadığı hayatla kıyaslayan insanlar bir süre sonra, bunalıma girebiliyormuş. Kısaca sosyal paylaşım siteleri psikolojik travma yaratıyormuş.

Ben de bu konuyu biraz eşelemek ve bunun nedenini araştırmak istedim. Sonuç olarak herkes eşit gelir düzeylerine ve sosyal imkanlara sahip değil. Ama bakıyorsunuz bir arkadaşınızın erkek arkadaşı onun doğum günü için harika bir sürpriz yapmış, ee tabi size böyle şeyler yapan yok. Beğenmesine beğeniyorsunuz paylaşımı ama içiniz bir taraftan kan ağlıyor. Ankara travestilerinden Yazgı, aldığı her şeyi paylaşır mesela, ama bu kadar da olmaz ki alan var alamayan var değil mi?

Bize ne sizin ne aldığınızdan, nereye gittiğinizden, kapatın şu yer bildiren konumlarınızı da biz de travma yaşamayalım. Sizin en güzel anım diye paylaştığınız o fotoğraf yüzünden belki de onlarca kişi, psikologlara gitmek zorunda kalıyor. Hey Allahım niye hep o paçoz kadına veriyorsun da bana vermiyorsun diye isyan edenler bile olabilir. Yok efendim, yazın tatil fotoları, kışın kayak takımları ile poz vermeler falan…

Başkalarının sanal hayatını kıskanan insanlar da ne yapsın. Onlara özenip sınırları zorlamaya başlıyorlar. Ben sırf konum bildirimi yapmak için pahalı bir restaurantta yemek yiyenler gördüm. Saçını başını yaptırıp, sanki her gün evde öyle oturuyormuş gibi fotoğraf çekip facede paylaşanlar, yapmayın kardeşim böyle şeyler bakın koca bir üniversite bu iş için kafa patlatmış araştırma yapmış ve sonuçlar çok vahim. Dünyada kimin nerde yediğinden, nerede gezdiğinden, sevgilisinin ona ne hediye aldığından daha önemli konular var. En azından Afrika’da binlerce çocuk açlıktan ölüyor. Azıcık vicdanınız varsa onlara üzüldüğünüz için böyle gereksiz paylaşımlar yapmazsınız.

İnsanlık adına yararlı bir fikriniz varsa onları paylaşın, kültürleri paylaşın, Aydın travestilerinden Ayda’nın yaptığı gibi kayıp çocukları, kan arayan hastaları, toplumsal sorunları paylaşın. Bu kadar faydalı olabilecek bir sosyal medyayı sizin gereksiz fotoğraflarınızla ve ipe sapa gelmez paylaşımlarınızla doldurmak yerine, herkes için faydalı olabilecek bilgileri paylaşın. Çağımız bilgi çağı biz nelere kafa yoruyoruz. Bu yazıyı kimseyi rencide etmek için değil bir farkındalık yaratmak için yazdım. Lütfen kimse üstüne alınmasın. Hoşcakalın.

 

Mart 20

Bu dizi burada bitmez!

Şu dizi senaristlerine bir ayar veren kurum olması lazım, kafalarına göre dizilere son yazıp, izlediğiniz zamanlara yazık ettiriyorlar. Örneğin en son iki yıl boyunca izlediğim dizinin bitişi karşısında şok geçirdim. Senarist kalk sen komedi dizisine acıklı, ölümlü bir son bölüm yaz. Nerden alıyorsunuz bu ilhamı söyleyin de önünden bile geçmeyelim o pazarın.

Bugüne kadar severek izlediğiniz dizilerin son bölümlerini şöyle bir hatırlamaya çalışın bakalım hangisi doğru dürüst bir son yapabilmiş. Son doksan dakikaya sıkıştırılmış olayların birbirine karıştığı, dizinin genel senaryosu ile hiç ilgisi olmayan bir son yazın desek ancak bu kadar olur.

Küçük Ağa’nın finalini izleyenler benim ne demek istediğimi daha iyi anlıyorlardır. Çünkü iki çocuk sahibi anne ve baba bir komedi dizisinin sonunda trafik kasında ölüverdiler. Güle güle izlediğim kafamı rahatlattığım dizinin son bölümü beni benden aldı. O kadar çok ağladım ki, İstanbul’a kanal yapmaya gerek kalmadı.

Yok yani insanların duygularıyla oynamak bu kadar kolay olamaz ya…

Zaten kabahat bende ve benim gibi bir dizide mutluluk ve samimiyet arayanlarda, dizi biter bitmez Aydın travestilerinden Sanat’ı arayıp, gel beni evden al, çünkü benim derhal temiz havaya ihtiyacım var dedim. sağ olsun beni aldı biraz gezdirdi, başıma gelenleri anlatınca kahkahalarla güldü ama olsun. Ben onun da bir yabancı diziyi beş sene seyrettikten sonra son bölümünde küfürler savurduğunu, senariste lanet ettiğini gören biriyim. zaten hangimizin başına gelmedi ki bu olay. Bir şeyi çok sevmenin cezası olsa gerek, al sana son bölüm diye gözümüzü çıkarıyorlar. Aman benden tavsiye hiç bir diziye bu kadar gönül vermeyin, sevgilisi tarafından terk edilmiş aşık gibi ortada kalıyorsunuz.

Daha önce İstanbul’da yaşayan travesti bir arkadaşım şimdilerde Ankara’ya taşındı. Bana hep bırak şu televizyon dizilerini de kendi senaryonu yaz derdi. Şimdi ona hak veriyorum ben yazsaydım herkesi tatmin edecek bir senaryo yazar son bölümünden de beş on tane farklı versiyon çekerdim. Kim hangi sonu isterse onu izlesin. Germeyin artık bizi, bir daha söylüyorum bu dizi burada bitmez. Görüşmek üzere sevgiyle kalın.

 

 

Mart 16

Zeytin ağacı

Denize uzak bir memleketten yola çıktıysanız Ege’ye doğru farklı bir ağacın her yeri kuşattığını yol boyunca sizi selamladığını görürsünüz. Ege Bölgesi’nin ne yanına gidilse, binlerce yıllık geçmişin bakışlarını üzerinde hisseder insan. Zeytin ağacının gövdesinde gizli olan gözler, binlerce yılın oluşturduğu kıvrımlar içinden bakarlar yanından geçen ve kendisini ilk defa görenlere, işte bu yüzden selamlarlar sizi, gel otur gölgeme ey ölümlü diyen seslerini duyarsınız.

İnsanlığın tarihinden eski olan zeytinin tarihi, bütün kutsal kitaplarda yer almaktadır. Barışın, kardeşliğin sembolü zeytin ağacı uzun ömrüyle ne insanlar görmüştür bu topraklar üstünde, ah keşke ağaçların dilleri olsaydı. Kim bilir ne inanılmaz hikayeler anlatırlardı sırtını gövdesine yaslayanlara, soluklanmak için duran yolculara ve kendilerini fark etmeden yanlarından hızla geçip giden vurdumduymazlara.

Dünyanın en iyi şairlerine konu olmuştur zeytin ağaçları;

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişin de bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.

Biz kadınların da vazgeçilmezidir zeytin, güzel olmak uğruna yüzyıllardır kullanırız yağını, Ayvalık travestilerinden Cağla, her yaz sonu koca koca bidonlarla yağ getirir isteyen herkese, kendi bahçelerinin doğal ürünü olduğundan kapış kapış gider. Çekirdeğini bile ziyan etmediğimiz zeytin kışın odun yerine yanar sobalarda ve kahvaltı sofralarının baş tacıdır yeşili, siyahı, kırması, çiziğiyle.

Hazreti Nuh, tufan sonrası su kaplanan dünyada gezerken dışarı bir beyaz güvercin gönderir bir süre sonra güvercin ağzında bir zeytin dalı ile dönünce anlar Hazreti Nuh, tufanın sona erdiğini ve karaya çıkar. İşte o kadar eskidir tarihi zeytin ağacının, rahmetli büyük annem her sabah bir avuç dolusu zeytin yemeden işe başlamazdı. İnanmazsınız o zeytinler sayesinde 95 yaşını ve torununun torununu gördü.

Eski Yunan’da zeytin ağacı kesmek ya da bakmayıp kurutmak büyük suçtu. Eski Mısır mezarlarının içinde zeytinyağı bulunmuştur. Kısacası sabun yapımında bile kullandığımız zeytin bizlere bu dünyada ve öbür dünyada sunulan bir hediyedir. Kıymetini bilmek, gelecek nesillere bulduğumuz gibi bırakmak gerekir. Sağlık ve afiyetle hoşcakalın.

Mart 15

Bana Anti Seo Çalışanlar.

Ben Travesti İCLAL Bana Anti seo çalışanlar sayenizde, daha çok ve daha hızlı bir şekilde üstlere çıkıyorum teşekkürler. Şunu bilin ki Google artık anti seo’yu yemeyecek kadar bilinçli mühendislerle çalışıyor. Son bir kaç zamandır benim sitelere yapılan Kötü amaçlı linklerle daha hızlı bir şekilde yükseliyorum, yapanlara teşekkürlerimi sunuyorum ve onlar adına üzülüyorum. Eskiden G O O G L E Anti seo çalışmalarını önemsiyordu fakat artık, bunu fark ediyor ve daha çok değer veriyor. Ben travesti İclal olarak hiç bir zaman kimseye böyle birşey yapmadım, sizlere şunu söylemek istiyorum; Artık yapılan kötü amaçlı linkleri Google yemiyor. Yani bu durumda artık kötü amaçlı link verenler; lütfen aptal yerine düşmeyin, Başkalarına haksızlık ve fesatlık düşüneceğinize, çalışıp hakkınızla gelin. ON yıldır artık şunu öğrenemediniz, haksızlık yapan kişiler hiç bir zaman tutunamadı, ben ise hep burada oldum. Haksızlık yapanlar mutlaka bir gün kayboldu ama ben hep var oldum. Neden diye sorarsanız, çünkü gerçekten çalışarak ve emek vererek bu işi yaptım, hazıra hiçbir zaman konmadık. Eğer kimseye haksızlık etmezseniz tutturursunuz diyorum ve Bana yaptığınız bu kötü çalışmalar benim daha çok işime yaradı, her kim çalıştıysa teşekkür ederim hatta benim travesti sitesi nokta net isimli siteme de kötü amaç için yazılmış link çalışsanıza çünkü fazla zamanım olmadığı için getiremiyorum, Yapılan her kötü amaçlı çalışmanın artık faydası oluyor. Lütfen hakkınızla gelin. Haksızlıklara karşı wikipedia ya girip adaletsizlik yazarsanız açıklayıcı bir şeyler okuya bilirsiniz,  Mevlana’nın da çok güzel sözleri var oralardan da okuyabilirsiniz. Bu arada Googleye’de teşekkürlerimi sunuyorum, bu tarz insanlara prim vermediği için. Bakın görün bu yaptığınız çalışma bana ne kadar fayda sağlayacak. Denemesi bedava. Ben uzun süredir zaten hiç bir link çalışması yapmıyorum ve sadece yapılan anti seolarla üstlere çıktım. İyice takip edin ve benim daha da üstlere çıkacağımı göreceksiniz bu sadece sizin çalışmalarınız sayesinde olacak. Gerçektende ben isteyerek o kadar site getirmek istememiştim, ben sadece her zaman bir en fazla iki siteye çalışırım.

Ben zaten istesem üç günde birinci sıraya otururum, elimde çok değerli siteler var ve birçoğunda linkim yok, onlara link versem bile en üstte olurum. o zaman nden üste çıkmıyorsun diyenlere şunu söyleyebilirim; Sazanlar size söylüyorum ileride açıklarım.

Ha birde şunuda söyleyeyim, yapılmış anti seo linklerinin bana ait olmadığını google örümceklerine bildirip, verilen kötü linklerin hiç bir değeri olmadığını belirte bilirim ve  o linkleri girip o sitelerden kaldırmayı da biliyorum fakat artık fayda sağladığı için buna gerek duymuyorum. Bu site işlerini bu kadar da abartmayın lütfen SAYGILAR.

 

Category: Genel, travesti
Mart 13

Mutlu olmak isteyenlere özel

İnsan bir ömür boyunca mutlu olma duygusunun peşinde oradan oraya savrulur durur. Oysa mutluluk yolun sonunda değil gittiğimiz yolda bizi beklemektedir. Biz yol boyunca etrafımıza daha dikkatli bakacak olsaydık her anımızı mutlu geçirebilir ve mutluluk denizinde yüzebilirdik.

Daha doğduğumuz gün sanki mutsuz olmaya programlanmış gibi ailemizi, çevremizi kendimize layık bulmayız ve şikayet etmeye başlarız. Biraz büyüdükten sonra ise elde edemeyeceğimiz her şeye göz dikip kendimizi mutsuz edecek hayaller peşinde koşmaya başladığımızdan elimizdekinin kıymetini anlamayız ta ki onları da kaybedene kadar. Hayatı boyunca annesinden ve onu büyütürken yaptığı hatalardan şikayet eden, okul başarısızlığını bir öğretmene yüklemeye çalışan Adana travestilerinden Azra, yakın zamanda annesini kaybetti ve asıl bunun en büyük mutsuzluk kaynağı olduğuna karar vererek yeni bir mutsuzluk konusu buldu kendine. Oysa ne annesi ne de öğretmenleri onun sandığı kadar kötü değillerdi sadece o olayları böyle algılamayı seçmişti.

Mutlu olmak için ilk koşul mutluluğu gerçekten istemekten geçer. Yediğiniz bir lokma giydiğiniz bir hırka için mutlu olabiliyorsanız ve şükrediyorsanız sizi bu dünyada mutsuz edebilecek hiçbir güç olamaz. Örneğin gözünüz görüyor ve kulaklarınız duyuyorsa etrafınızda gördüğünüz manzara, duyduğunuz güzel bir müzik sizi gülümsetebilmelidir.

Başkalarında olup da sizde olmayan şeyler için hayıflanmak yerine sahip olduklarınıza sıkıca sarılmak ve değerlerini bilmek mutlu olmak için önemlidir. Maalesef insanoğlu ulaşamayacağı şeylerin hayalini kurup kendini mutsuz etmenin yolunu her seferinde bulmayı başarır. Oysa sevilmek için değil de sadece sevmenin verdiği hazzı tatmak için sevmeyi becerebilsek her şey çorap söküğü gibi gelecek, karşılık beklemekten iyilik yapmak içimizdeki mutluluğu ortaya çıkaracaktır.

Bu dünya bir sınav yeridir ve sadece bir kez bu sınava tabi tutulur insan, bu gerçek bile kendimiz olduğumuz için bizi mutlu etmeye yetecekken bunu unutup gerçek olmayan sanal alemlere dalarak kendimizden kaçmak şu hayatta mutluluğu yaşamadan ölmek kendimize yapabileceğimiz en büyük haksızlıktır.

“Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey” diyen bir şarkı vardı. Ara sıra açıp dinlerim ve her seferinde gerçekten sevmenin kendinden bir başka insanı sevmenin gücüne yeniden tanık olurum. Bir arkadaş toplantısında Muğla travestilerinden Ayda, hayatı kaplumbağa kadar yavaş yaşıyorum çünkü hiç acelem yok demişti. Siz de tavşan gibi koşup çabuk yorulmaktan bıkmadınız mı? Lütfen biraz yavaşlayın ve yürüdüğünüz yollardaki güzellikler bakın eminim sizi mutlu etmek için bekleyenleri göreceksiniz. Saygılarımla.

Mart 9

Ve hayatımıza internet girdi

İnternet olmadan önce ne yapıyordum hatırlamıyorum bile diyen bir nesil olduk. Maalesef sanal bir ağın esiri olarak bilgisayarın ve cep telefonlarının olmadığı bir ortamda kendimizi çıplak hissediyoruz.

Elimizden gelse yemek yemek için bile kalkmayacağız internetin başından özellikle de kadınların bağımlısı olduğu internet sosyal hayatımızı da ele geçirdi. Gerçek arkadaşlıklar yerine sanal ortamlarda edindiğimiz arkadaşlar, okey oynadığımız, fotoğraflarını, yediklerini, içtiklerini beğendiğimiz, yorumların altına yorum eklediğimiz bir dünyanın içinde evrilip duruyoruz.

Oysa bunun bir hastalık olduğunun farkına bile varamadık tıpkı alkol bağımlılığı, sigara bağımlılığı gibi bir kötü alışkanlığımız daha oldu ama biz hala farkında değiliz ve kendimizi kandırarak istediğim an bırakırım hayaliyle kendimize hiç çekinmeden yalanlar söylüyoruz. Geçen hafta bir travesti toplantısına katılmak için Ankara’ya gittim. Salon oldukça kalabalıktı ama herkesin gözü elindeki cep telefonunda olduğundan içerde kimler var diye sorsanız bilemeyecek haldeydiler. İstanbul travestileri, Adana travestileri, Bodrum travestileri ve daha sayamadığım pek çok ilden pek çok travesti senede bir gün buluşmuştu ama kimse kimseyle ilgilenmiyordu. İnanmayacaksınız bütün gece sanal oyunla vakit geçirip sonra giderken bunu her sene yapalım harika bir buluşmaydı diyenler oldu.

Elimizden gelse evimizden hiç çıkmadan sadece internetle her işimizi halledecek hale geldik internetten sipariş verilen yemekler, internetten yazılan geçmiş olsun notları ve sonunda rafa kalkan dostluklar sanırım hepimiz toptan hasta olduk. İnterneti icat edenler bu durumumuzu tahmin bile edemezdiler herhalde, artık yeter bırakın şu interneti ve baharın gelişini gerçek dünyada seyredin, kedileri sokakta sevmenin mutluluğunu, alışverişi gezerek yapmanın tadını çıkarın. Birbirinize internetten fincan resmi göndermek yerine arayın dostlarınızı kapatın telefonlarınızı ve kırk yıl hatırı olan kahveyi bir kafede canlı sohbetle için. Sanal oyunlar yerine bir dans kursuna yazılın hiç olmadı bir kahvehaneye gidin üç beş kişiyle karşılıklı sohbet eşliğinde oynayın okeyinizi hem bu sayede oyun isteği gönderip beklemek zorunda da kalmazsınız. Çünkü karşınızdaki arkadaşınız sizi öyle oyunun ortasında dımdızlak bırakıp çekip gitmeyecektir. Gerçek hayatta bu tür şeyler yaşanmaz.

Asosyal ve yalnız hayatınızın farkına varıp silkelenin ve ben eskiden ne ile vakit geçiriyordum diye sorun kendinize eminim cevabı çok uzaklarda değildir.

 

 

Mart 6

Kendine bir şans ver

Hayatı hep başkalarının istediği gibi yaşamak zorunda kalırız. Kendimize ait olan bir değeri bile başkaları ne der diyerek saklarız. Oysa hayat bizim hayatımızdır ve bu dünyaya ikinci kez gelmek ve bu hayatı bir daha yaşama şansımız yok. Bu nedenle kendimize şimdi bir şans verip, olmak istediğimiz kişiyi yaşamalı hayata kendi gözlüklerimizle bakmalıyız.

Elif Şafak’ın defalarca okuduğum aşk kitabında beni çok etkileyen bir cümlesi vardı. “Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” işte ben bu cümleyi okuduktan sonra hayatımın altını da bir denemeye karar verdim. Kendime de bu konuda benimle aynı şeyleri düşünen bir grup kurdum grubumda Ankara travestilerinden, İstanbul travestilerinden ve İzmir travestilerinden oluşan pek çok travesti var. Grubumuzun adı;” kendin için yaşa” artık başkaları ne der diye değil ben ne isterim diye başlıyoruz hayatı yaşamaya zaten öyle kabul edilmez tabuları yıkmaya falan da niyetimiz yok en azından şimdilik.

Evimizdeki eşyaların yerlerini değiştirip beyin cimnastigi yapıyoruz mesela sonra her gün kullandığımız yolların dışına çıkıp yolumuzu uzatıyoruz. Sabahları kalkış saatimizi akşamları yatış saatimizi değiştiriyoruz. Olayları başkasının gözünden görmeye çalışıp, ben olsaydım değil de o oysaydı ne düşünürdü diyoruz. Kısacası kalıpları alt üst ettik.

Şimdi bu şekilde yaşarken hayatın içinde akıp giderken fark etmediğimiz küçük detayları yakalıyoruz. En azından sadece kendimiz olmaya çalışıyoruz. Yıllar önce, bir ayakkabı şirketinin sahibi pazar araştırması yapmak üzere Afrika’ya aralıklı olarak iki pazarlamacı göndermiş. Birinci pazarlamacı araştırmasını bitirdikten sonra patronunu arayıp şöyle demiş: ‘Burada bizim için hiçbir fırsat yok, çünkü hiç kimse ayakkabı giymiyor.’ Birkaç ay sonra giden ikinci pazarlamacı ise patronunu arayıp heyecanla, ‘Afrika’da inanılmaz fırsatlar var. Burada hiç kimsenin ayakkabısı yok!’ demiş. İşte bu bakış açısı yani olayları farklı bir gözle görme ve değerlendirme yetisi rutin ve monoton bir hayattan çıkıp, hayatı alt üst etmekle başlıyor.

Sevmediğiniz istemediğiniz şeylere hayır demeyi öğreniyorsunuz. Kendinize yeniden güvenmeye başlıyorsunuz. Çünkü artık siz başkaları için değil kendiniz için yaşamayı öğreniyorsunuz. Grubumuz kendini tanımak isteyen herkese açık bekleriz. Sevgiyle kalın.